Gençliğin Geleceksizlik Zirvesi Sonuç Metni

Geleceksizlik Zirvesi, Özgürlükçü Gençlik olarak Türkiye’deki gençlerin tümünün içinde yaşamaya çalıştığı yoksulluk, işsizlik ve çaresizlik gerçeğine; umutsuzluk, karamsarlık ve tükenmişlik hislerinin sebeplerine dair bir teşhis koyma ve bunlara karşı politika üretme hedefiyle 2025-2026 akademik yılı süresince sürdürdüğümüz tartışma ve etkinliklerin sonucunda açığa çıktı.

Yıl boyunca gençlerin yoğun çalıştığı sektörlerde mücadele eden sendikalar ve dernekler ile yaptığımız tartışmalar, çeşitli üniversitelerden ve işkollarından dostlarımız ve üyelerimiz ile yaptığımız görüşmeler, alanında uzman akademisyen ve araştırmacılar ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiler sonucunda teşhisimiz net.

Gençlerin içinde debelendiği yoksulluk ve umutsuzluğun, mahallelerde içine itildiği suç ve uyuşturucunun, eğitimin anlamsızlaşması ve emek gücünün değersizleşmesinin kaynağı bireysel tercihlerde aranamaz. Yoksulluğu ve işsizliği başarısızlık olarak nitelendiren, böylece de sorumluluğu yeterince çalışmaması, tembel olması ve kendini yeterince geliştirmemesi lafazanlıklarıyla gençlerin omzuna atan sermayenin kariyer zirvelerine karnımız tok.

Biz kimlerin kendini ne kadar geliştirdiğini de, kimlerin kendini geliştirmeye çalışmaktan vakit bulamadığını da hem yaşadık hem de gözlemledik. Bu sebeple de, sermayenin kariyer zirvelerinin karşısına Gençliği Geleceksizlik Zirvesi ile çıktık. Yıl boyunca edindiğimiz bilgi birikimi raporlar halinde bir araya getirdik, birbirimizle paylaştık. Buna karşı yapılacak politikayı çeşitli fakülteler ve meslekler bağlamında tartıştık. Zirve günü ve zirveye giden süreçte tartışmalarımıza katkı sağlayan, sunum yapan ve önerilerde bulunan tüm dost ve yoldaşlarımıza teşekkür ederiz.

Bu zirveyi okurken çalışmak zorunda kalan sıra arkadaşlarımıza; çalışmak zorunda olduğu için okulu bırakan gençlere; hiç okula başlama imkânı bile olamamış kardeşlerimize; tarikat yurtlarına hapsedilmiş Enes Kara’ya; KYK yurdunda katledilen Zeren Ertaş’a; yine KYK yurdunda sıcak su olmadığı için soğuk suyla duş almak zorunda kalan ve kalp krizi geçirip ölen Kasım Bulgan’a; cebinde 1 lirasıyla bu hayattan umudunu kesen İstanbul Üniversitesi öğrencisi Sibel Ünli’ye; kuryelik yaparken bıçaklanan 20 yaşındaki öğrenci Ata Emre Akman’a; Gebze’de parfüm deposundaki yangında göz göre göre katledilen Esma Dikan’a, Hanım Gülek’e, Şengül Yılmaz’a, 16 yaşındaki Cansu Esatoğlu’na, 17 yaşındaki Nisa ve 18 yaşındaki Tuğba Taşdemir’e; eğitim adı altında çalıştırıldıkları MESEM’lerde can veren tüm kardeşlerimize, 14 yaşındaki Arda Tonbul’a, 15 yaşındaki Erol Can Yavuz’a, 15 yaşındaki Muhammed Kendirci’ye, sermayenin düzeninin bizden vakitsizce aldığı tüm gençlere adıyoruz.

Hiçbir çocuk, hiçbir genç ve hiçbir insan sermayenin çarkları arasında ezilmeyene, her birimiz insanca bir hayat yaşayabilene, rahatlıkla gelecek hayali kurabilene kadar mücadelemize devam edeceğiz.

Teşhisimiz Net: Sermaye Düzeni

Yazının girişinde de belirttiğimiz üzere teşhisimiz net. Suçlu sermaye düzeni. Sebepleri ise çok açık. Devletin verilerini bir kenara koyduğumuzda ve sokaktaki gerçekliği araştırdığımızda şunları gördük:

  • Gençlerin neredeyse hiçbiri kendi geçimini kendisi sağlama imkanına sahip değil;
  • Eğitim süresince KYK kredisi ile geçimi sağlamak imkânsız, bir yandan çalışmak ise part-time olarak adlandırılan sektörlerin gerçeğinden dolayı eğitimi bırakmayı gerektiriyor;
  • Fakülte veya bölüm fark etmeksizin geleceksizlik gerçeği gençleri ele geçirmiş durumda;
  • Eğitimden kopan gençleri ise işsizlik ve asgari ücret arasında sıkışan bir hayat bekliyor.

Gençlerin yoğun çalıştığı mağaza-market, kafe-bar, çağrı merkezleri, tekstil atölyeleri ve motokuryelik sektörlerinin hiçbiri, bir gencin hayatını insanca sürdürmesi ve geleceğini planlamasına olanak sağlamıyor. Konuştuğumuz neredeyse her dostumuz bir şekilde bu sektörden kurtulmanın hayalini kuruyor, ama bunu gerçekleştirmenin de bir yolunu bulamıyor. Yoğun mobbing, aşağılanma, güvencesizlik ve süreklileşen hak gaspı gündelik gerçekler haline gelmiş durumda.

Hala bir şekilde eğitime tutunabilen, belki ailesinden bir ölçüde destek alabilen gençlere baktığımızda ise her bir fakültede bir başka sorun görüyoruz. Hukuk fakültelerine getirilen avukatlık sınavının başarı oranı %25-30 bandında. Sınavı geçemeyen yüzbinler ise “niteliksiz iş gücü” olarak avukatlık bürolarının işlerini asgari ücretin dahi altına yapmaya zorlanıyor. Mühendislik fakültelerinden mezun olanların kendi öğrendikleri alanda iş bulabilmesi imkânsız yakın, birçok dostumuz staj adı altında bedavaya çalışacak bir yer bulmakta bile zorlanıyor. Bir başvuru için üç mülakata dört sınava girip yine de reddediliyor. Sosyal bilim veya edebiyat gibi alanlar doğrudan kuryeliğe ve çağrı merkezlerine itiliyor. Eğitim fakültelerinde yaşanan atama sorunları ve özel sektörde öğretmenlerin yaşadığı mobbingler artık olağan.

Veriler de bizim sokakta, kampüslerde ve işyerlerinde gördüğümüzü doğruluyor:

  • Bu karanlık içerisinde kendisine eğitimde de, istihdamda da yer bulamayan gençlerin sayısı 6,5 milyon;
  • Geniş tanımlı bakıldığında genç işsizliği yüzde 37,3
  • Yükseköğrenim mezunu gençler arasında işsizlik yüzde 34,1

Tüm bu sektörler, fakülteler ve verilere baktığımızda şunu görebiliyoruz. Bireysel bir sorundan bahsedemeyiz. Çünkü bazılarımız yetersiz olduğu için iş bulamıyor, geleceksizlik duvarlarına çarpıyor olsa; bazılarımızın da “başardığını”, kendine yer bulduğunu ve hayatını güvenle inşa edebildiğini görüyor olurduk. Ama kafamızı nereye çevirsek aynı gerçeği gördük, kiminle konuşsak benzer şeyler duyduk, kime sorsak benzer dertler dinledik.

Artık kendimizi suçlamayı, sermayenin lafazanlıklara kanmayı ve bireysel olmayan sorunlara bireysel çözümler aramayı bırakmalıyız. Beraber tespit ettiğimiz sorunlara beraber çözüm bulmalı, bu geleceksizliği beraber yırtıp atmalı, geleceğimizi beraber geri almalıyız. Özgürlükçü Gençlik olarak biz bu mücadeleyi yürütme iradesini göstermeye hazırız.

Geleceksizliğin Biçimleri

Geleceksizliğin teşhisi net olsa da, bunun hayatlarımızı etki ettiği ve farklı sektörlerde tecrübe edildiği birçok farklı biçimini gördük. Bu biçimleri daha detaylı olarak sektör ve alan raporlarımızda tartışıyor olsak da, burada da yüzeysel olarak bahsetmenin verimli olacağına inanıyoruz.

Kadın yoksulluğu ve geleceksizliği genç kadınların tecrübe ediş biçimi tartışılması gereken ilk boyut. Eğitim süreçlerine katılım imkanından tutalım, istihdam imkân ve biçimlerine ve de yeniden üretimin tüm yükünün kadınların üzerine yüklenmiş olmasına kadar, genç kadınların karşı karşıya geleceksizlik birçok yönüyle daha farklı ve daha keskindir. Bu durum iş gücü ve istihdam istatistiklerinde de görülmektedir. Kadınların işgücüne katılım oranı sadece yüzde 30’da kalmaktadır. İstihdam edilebilen her 10 kadından 3’ü ise kayıt dışı olarak güvencesiz çalışmaktadır. Genç kadınların işsizlik oranı ise geniş tanımlı bakıldığında %45’lere çıkmaktadır. Bu durum her iki genç kadından birinin işsizlik pençesinde yaşamaya çalıştığını bizlere gösterir. İstihdamda yahut eğitimde yer bulabilen kadınların yaşadığı mobbing ve tacizler ise kapitalizmin artık genç kadınlara bir hayat vaat edemediğinin kanıtı niteliğindedir.

Tartışılması gereken diğer boyut ise ekolojik krizin doğrudan yaşanabilir bir dünyayı günden güne yok etmesi ve geleceklerimizin çok keskin bir şekilde tehdit etmesidir. İş hayatında ve okullarımızda yaşadığımız sorunlar bir yana, ekolojik çok daha acil ve geri dönülemez bir geleceksizlik gerçeği ile bizleri karşı karşıya bırakır. Artan doğal afetler, yangınlar ve seller, her geçen hızlanarak yaşanan doğa talanı ve canlı olan her şeye düşman kapitalist düzen geleceğe dair tüm hayallerimize saldırmaktadır.

Aynı geleceksizliğin, eğitime dair bir hayal dahi kurma imkânı olmayan yoksul mahallelerde gerçekleşme biçiminin de önemli ölçüde farklı olduğunu tespit ettik. Eğitime ve insanca gelecek vaat edebilecek bir işe erişme imkânı neredeyse olmayan mahalleli gençliğin, suça, çetelere ve uyuşturucuya devlet eliyle itildiğini gördük. Buralarda son dönemde serpilip yayılan yeni nesil çetelerin genelinin çok yoksul gençlerden oluştuğunu, bu mahallelerde farklı bir hayatın mücadelesini vermeye çalışan insanlar tutuklanırken, bu çocukları ve gençleri ağlarına katan, uyuşturucu sattıran çete “reislerinin” ise ellerini kollarını sallayarak gezdiği açık. Üstelik bu ağlara dahil olmak birçok genç için hayatını sürdürebilmenin, belki ailesine bakabilmenin yegâne yolu olarak gözüküyor. Devletin ise bir gelecek vaat edemediği gençlerin öfke ve nefretlerini sisteme yöneltmemelerini sağlamak için bu çetelere göz yumduğunu vurgulamak gerek. 

Yaşamlarımıza ve geleceklerimize karşı yapılan tüm bu saldırılar arasında gençlerin yoğun olarak çalıştığını tespit ettiğimiz sektörler ise:

  • Hizmet sektörü
    • Kafe-bar
    • Mağaza-market
  • Tekstil atölyeleri
  • Çağrı merkezleri
  • Motokuryelik.

Çözümün Adımları

Tüm bu teşhis ve tespitlerimiz, Özgürlükçü Gençlik olarak bizim için, bir politik mücadele hattının kurucu adımlarını oluşturuyor. Gençlerin içine itildiği karanlığı anlamak ve iradesini gösterdiğimiz mücadeleyi doğru şekilde inşa etmek zorundayız. Bu geleceksizliği aşma gücü bizim elimizde.

Geleceksizliğin birçok farklı biçimini saydık. Bunların her birine karşı mücadele eden dostlarımız var. Genç kadın yoksulluğuna karşı Kampüs Cadılarını adres gösteriyoruz. Kampüs Cadıları; genç kadınların üniversitelerden gündelik yaşamlarına kadar yaşadığı ayrımcılıktan tacize, hak gaspından baskılara kadar üniversitelerden il geneline meclisler kurarak, genç kadınlar ile genç kadınlar için sosyalist feminist politika üretiyor ve mücadele ediyor. Ekolojik yıkım ve doğa talanına karşı mücadelenin adresi Doğanın Çocuklarıdır. Doğanın Çocukları alternatif ekolojik bir bilimin fen bilimlerden sosyal bilimlere, mühendislik fakültelerinden mimarlik fakültesine mümkün olduğunu göstermek; anti kapitalist bir ekoloji bilincini yükseltmek için üniversitelerde çevre kulüplerinde, topluluklarda mücadele ediyor. Mahallelerde çeteleşme ve suç bataklığına karşı ise adres Gençlik Dayanışmasıdır. Gençlik Dayanışması ise, mahallelerde dayanışmacı ve halkçı bir gerçekliğin örülebilmesi için mücadele ediyor ve örgütleniyor.

Meslek Örgütleri ve Komisyonlar

Geleceksizliğin yukarıda bahsedilen özgün biçimlerine karşı işaret edeceğimiz mücadele alanları var ve örgütleniyor. Bunların yanında bir de geleceksizliğin genel biçimine, gençlerin işyerlerinde ve fakültelerinde yaşadığı sorunlara karşı bütüncül bir politik hat inşa edilmesi gerekiyor. Bu hattın inşası için ise gençlik örgütleri ve özellikle de gençlerin yoğun çalıştığı sektörlerdeki sendika ve meslek örgütlerinin ortak hareket etmesi bir zorunluluk. Özgürlükçü Gençlik olarak Geleceksizlik Zirvesine giderken bu örgüt ve sendikalarla, aynı zamanda da diğer sektörlerdeki meslek örgütü ve sendikaların gençlik kollarıyla birlikte sürdürdüğümüz tartışmaları derinleştirmek ve aramızdaki bağı güçlendirmek için imkanlar aramaya devam edeceğiz. Bu bağları güçlendirmenin yanında, sektörlerde çalışan gençlerin sorunlarına çözüm olabilecek pratikler kurgulayarak, çalışan hiçbir gencin yalnız kalmadığı bir örgütsel yapı inşa etmenin adımlarını atacağız.

Farklı farklı fakültelerde eğitimini sürdüren tüm gençlerin birbirinden yer yer farklılaşan sorunlarının her birini gündemimize alabilmek ve beraber çözüm üretebilmek için ise, Özgürlükçü Gençlik Fakülte Komisyonlarını kuracağımızı ilan ediyoruz. Mühendislik, Sosyal Bilimler ve Hukuk alanında başlattığımız komisyon girişimlerini tüm fakültelere yaymayı hedefliyoruz.

Geleceksizliği yırtmak, geleceğimizi geri almak bizim elimizde. Bunu başarmanın yolu gençliğin örgütlü mücadelesinden geçiyor. İşçi, işsiz, öğrenci, mahalleli tüm gençleri bizimle yürümeye davet ediyoruz.

Yazar