Kapitalizmin geldiği son aşamada geleceklerini “yok”tan “var” edebilen gençlerin çağı kapanmış, yokluğun limanlarına atılan demirlerle mücadele eden gençlerin çağı başlamıştır. Bizim çağımız. Halihazırda sistem tarafından ellerimize, boynumuza dolanmış zincirlerin sıkılaştığı; amansız, çıplak bir yaşam savaşının ortasında yaşamlarımızı ve geleceğimizi geri alma mücadelesiyle dolu bir çağ.
Elimizde avucumuzda olan borçlarla dolu kredi kartlarıyla dolup taşan cüzdanlar, zehirlenme tehlikesine rağmen yemek zorunda olduğumuz ucuz yemekhane yemekleri, insanlık dışı ve güvenli olmayan koşullarda kaldığımız KYK yurtları, parası olanın kolaylıkla satın alabildiği ama bizlerin kılı kırk yararak okuduğu bölümün diplomaları ve hala ücretsiz bir şekilde soluyabildiğimiz hava, biraz güneş ışığı…
Artık “bir sürü seçenek” sunduğu pazarlanan kapitalist düzenin bizlere vaat edecek hiçbir şeyi kalmadığı açığa çıkmıştır. Gençliğin her bir parçası aynı geleceksizlik gerçeğinin farklı sertlikteki biçimleri ile kaçınılmaz olarak karşı karşıya kalmakta. Mahallelerde yoksul gençleri çeteleşmeye iten; kumar, uyuşturucu ve fuhuşun bu derece yaygınlaşmasına sebep olan; eğitime ulaşabilen gençleri eğitim sırasında garsonluğa, kuryeliğe mecbur bırakarak okullarından uzaklaştıran; mezun olabilen gençleri işsizlikle sınayan, gençleri intihara sürükleyen; kadınları şiddet ve sömürü dolu ailelere dönmek zorunda bırakan, sermayenin talan düzeni sonucunda doğayı yok eden işte tam da bu gerçekliktir.
Bugünün gençlik mücadelesi, bu geleceksizlik gerçeğinden bağımsız düşünülemez ve inşa edilemez.
Özgürlükçü Gençlik olarak dönem boyu yaptığımız çalışmalar ve sonucunda planladığımız Geleceksizlik Zirvesini tam da bu geleceksizlik gerçekliği karşısında inşa edilecek mücadele hattını belirlemek ve geleceğimizi geri alma hedefiyle gerçekleştireceğimizi ilan ediyoruz.
Kariyer zirvelerinde işsizliğimizin faturasını kendi yetersizliğimize kesmeye çalışan patronlara, staj adı altında yıllarca kölelik yapmamızı bekleyen insan kaynakları uzmanlarına, hala utanmadan konumlarını çalışarak kazandıklarını ve çalışanın kazanacağı masallarını anlatan CEO’lara, bizleri temel ihtiyaçlarımızı dahi fahiş fiyatlara karşılamak zorunda bırakanlara, savaşa milyonları gören bütçe ayırırken öğrencilerin günde … kuruş ile geçinmesini bekleyenlere karşı bir mücadele sorumluluğumuz var.
Tam da bu sebeple, geleceksizlik ile karşı karşıya kalan tüm gençleri 19 Nisan’da, Beyoğlu’na, Şira Kitap ve Kahve’ye, “Geleceği geri al!” şiarı ile düzenlediğimiz Geleceksizlik Zirvesine bekliyoruz.
Zirveye Giden Yol

Gençliğin Geleceksizlik Zirvesi’ni örgütleyerek geçirdiğimiz bu dönem içerisinde, geleceksizliğin teorik ve pratik boyutlarını inceledik ve tartıştık.
Fuat Yücel Filizler ile gençliği işçileşmeye iten politik ekonomik altyapıyı tartıştık, bunun üniversite eğitimde yarattığı dönüşüm ve gençliğin gelecekte bekleyen istihdamın niteliğini inceledik. Güvencesizlik, eğitimin kalıcı ve stabil bir gelir imkânı sunamaz hale gelmesi, üniversite eğitiminin tamamen sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillenmeye başlaması ve gençlerin olabildiğince erken yaşta sermaye birikim süreçlerinin içine emek gücü olarak çekilmesi gündemlerimiz arasındaydı.
Bu teorik kavrayışı, gençliğin farklı bölümlerinin geleceksizliğin farklı biçimlerinden nasıl etkilendiğini incelediğimiz pratik söyleşiler ile güçlendirdik. Gençlerin işsizliğe itilmesini ve artık her birimizin işsizlik ile karşı karşıya kaldığı gerçeği üzerine Ekmek ve Onur İşçi Derneğinden Güney Mengen ile bir söyleşi gerçekleştirdik. İçimizden iş bulabilen gençlerin, yoğun olarak çalışmak durumunda kaldığı motokurye, hizmet gibi sektörlerden işçi dostlarımızla bir araya geldik. Bu sektörlerde çalışan gençlerin yaşadığı zorlukları ve bunlara dair mücadele pratiklerini öğrenci gençliği ile nasıl birlikte inşa edebileceğimizi konuştuk. Bu gerçeklik içerisinde genç kadınların konumunu Pelin Kahiloğulları’nın sunumu üzerinden gündemimize aldık. Tüm bu geleceksizlik biçimlerinin belki de en sert yaşandığı yoksul mahallelerde yayılan çeteleşme ve suça sürüklenmenin ekonomik politik arka planını Bahadır Özgür ile konuşarak, buraya dair nasıl müdahalelerde bulunabileceğimizi gündemimize aldık.
Tüm bu söyleşi ve tartışmalarımızda aklımızda yer tutan şey; her birimizin geleceğimizi kaybettiği, hiçbirimizin artık geleceğe dair en ufak bir hayal dahi kuramaz hale geldiği gerçeğiydi. Bizler biliyoruz, tüm sıra arkadaşlarımız, tüm genç dostlarımız bu umutsuzluk, korku ve karamsarlık içerisinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Birçoğumuz artık bugün yaşayabilmek, kiramızı ödeyebilmek gibi sorunlarla cebelleşirken geleceğe dair hayaller kuramıyoruz. Kursak dahi yukarıda sıraladığımız koşullar içerisinde piyango bize çıkmadıkça hayallerimiz gerçek olmayacak. Ya da bir seçenek daha, mücadele etmedikçe.
Yaşadığımız geleceksizlik gerçeği doğanın kanunu değil. Geleceğimiz de geri alınamaz değil. Tüm bu tartışmaları yaparken biz de geleceğimizi nasıl geri alabileceğimizi anlamaya çalıştık. Bu geleceği bizden kimler çaldı, tespit ettik. Düşmanımızı tanıdık.
Sıra geldi, dostlarımızla buluşmaya. Geleceğimizi geri almak için bir araya gelmeye. 19 Nisan’da geleceğimizi geri almanın yollarını beraber tartışmak, önümüze bir örgütlenme hattı koymak için Geleceksizlik Zirvesine tüm gençleri davet ediyoruz. Gelin konuşalım, tartışalım; hattımızı çizelim, hep beraber geleceğimizi geri alalım.
Zirve Gününde Ne Yapacağız?
19 Nisan gününde, zirvede bir araya geldiğimiz dostlarımız ile beraber, önce öğrenci sayısının fazla olduğu belirli fakültelerin deneyimleri bizzat o fakültelerde eğitim gören öğrenciler tarafından aktarılacak. Bu aktarım bir de bu sektörlerde mücadele eden meslek örgütlerinin sunumları ile beslenecek. Ardından TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi ve Dem Parti Milletvekili Perihan Koca’nın sunumunda farklı fakülte ve sektörlere dair yapılan tartışmaların Türkiye ve Dünya kapitalizmindeki dönüşümlerle bağı kurulacak.
Sözcümüz Ceren Günel ise aynı dönüşümün Türkiye ve özellikle de gençlik ile bağını kuracak, gençlerin geleceklerini nasıl geri alabileceklerini tartışmaya açacak. Devamında, yıl boyunca yaptığımız tüm söyleşilerden edindiğimiz teorik birikimi gelen tüm arkadaşlar ile paylaşarak bütüncül bir kavrayışı zirve günü inşa edeceğiz.
Bunların ardından ise hep beraber bu bütünsel kavrayışı pratikle nasıl birleştireceğimizi, geleceğimizi nasıl geri alacağımızı tartışacağımız bir forumda buluşacağız.
Zirve gününün planlaması şu şekilde:
- 11.30 açılış konuşması
- Fakültelere dair yapılacak sunumlar
- Mühendislik – Mühendis-Sen, Katalizör Kolektif
- Sağlık – SES (Sağlık Emekçileri Sendikası), ÇAPA Tıp Fakültesi Öğrencileri
- Hukuk – ÇHD (Çağdaş Hukukçular Derneği), MEF Hukuk Fakültesi Öğrencileri
- Sosyal Bilimler – Boğaziçi ve İstanbul Üniversitesi Öğrencileri
- TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca’nın sunumu
- Özgürlükçü Gençlik Sözcüsü Ceren Günel’in sunumu
- Özgürlükçü Gençlik raporlarının aktarımı
- “Geleceği Geri Al” Forumu






