Sarayın Cübbeli Neferi: Akın Gürlek

Geçtiğimiz haftalarda yeni adalet bakanı olarak atanan Akın Gürlek, AKP- MHP iktidarına bağlılığını uzun yıllar boyunca görev aldığı her davada kanıtlayarak bu göreve getirilmiştir. Gürlek, Enis Berberoğlu’ndan Barış Akademisyenlerine, Selahattin Demirtaş’tan Çağdaş Hukukçular Derneği’ne yönelik operasyonlara kadar iktidarın muhalefete yönelik tüm saldırılarının vazgeçilmeziydi.

2005 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Gürlek, ilk olarak 2007 yılında Edirne’ye atanmış ve ülkenin çeşitli yerlerinde hakim olarak görev yapmıştır. Bu süreçlerde iktidara bağlılığını kanıtladıktan sonra sırasıyla İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 37. Ağır Ceza Mahkemesi ve 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığı görevlerine atandı. Ağır Ceza başkanlığı dönemlerinde de Erdoğan Rejimine bağlılığını kaybetmemiş, üzerinde cübbesiyle sarayın refahı için savaşmıştır. 

İstanbul’da atandığı ilk başkanlık görevinde, 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’in yargılandığı davada, 2013 yılındaki Nevroz kutlamalarındaki konuşmaları gerekçe göstererek “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan Demirtaş’a 4 yıl 8 ay, Önder’e 3 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine karar vermişti. 

Sonraki yıllarda İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine atanan Gürlek, burada da birçok hukuk garabetine imza atmaktan geri durmadı. Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatların yargılandığı davada da mahkeme başkanı olan Akın Gürlek, savunmayı ve devrimci avukatlık pratiğini hedef alan bu yargılamada da adil yargılamanın kıyısından dahi geçmeyen bir biçimle cezalar yağdırmaya devam etmişti. 

Aynı mahkemedeki görevi sırasında Barış için Akademisyenlerin “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için yargılandıkları “terör örgütü propagandası” davasına da yine Akın Gürlek başkanlık etmiştir. 

Ceza yargılamalarında tam performans gösteren Gürlek, kendisiyle ilgili yapılan haberlere ve bu vesileyle gazetecilere saldırmayı da ihmal etmedi. 2019 yılında Gürlek’in ÇHD ve HHB davasındaki duruşmalar sırasında sergilediği yargılama pratiklerinin eleştirildiği bir sosyal medya paylaşımı sebebiyle gazeteci Buse Söğütlü hakkında “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçundan dava açılmış ve ancak 2 yıl sonra beraatine karar verilmişti. Aynı şekilde 2021 yılında ise Oda TV’de yayınlanan “Türkiye’nin gündemindeki kararları hep aynı hakim veriyor.” başlıklı yazısı sebebiyle gazeteci Barış Terkoğlu’na da “terörle mücadele etmiş kişileri hedef göstermek” suçundan dava açılmış ve davanın sonucunda Terkoğlu 2 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı suçtan onlarca gazeteciye dava açılmasına sebep olan Gürlek, verdiği kararlardan değil onların bilinmesinden çekiniyordu adeta. 

Daha sonra 14. Ağır ceza Mahkemesi Başkanlığına getirildi. Bu mahkemedeki görevinde ise 2007 yılında öldürülen Hrant Dink cinayetinde sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin davasında mahkeme başkanlığı yaptı ve dosyadaki tüm kamu görevlilerinin beraatine karar verdi. 

Aynı mahkemedeki görevi sırasında CHP Milletvekili Enis Berberoğlu yargılamasında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlali” kararını Anayasa Mahkemesi’nin yetki sınırlarını aştığını iddia ederek uygulamayı reddetmişti. 

Hakim olarak iktidarın verdiği tüm görevleri yerine getiren Akın Gürlek 2 Haziran 2022 tarihinde Adalet bakanlığına bakan yardımcısı olarak atandı. Bakan yardımcılığı görevi sırasında Bekir Bozdağ ve Yılmaz Tunç ile çalıştıktan sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atandı. 

8 Ekim 2024’te başlayan başsavcılığı döneminde, ilk olarak Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla soruşturma başlattı. Soruşturma neticesinde Özer tutuklandı ve Esenyurt Belediyesine kayyım atandı. Daha sonra Ocak 2025’te başlatılan yolsuzluk soruşturmasıyla aralarında Beşiktaş Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da bulunduğu 23 kişi tutuklandı. Ümit Özdağ da yine bu süreçte tutuklandı. 

22 Şubat 2025’e geldiğimizde Akın Gürlek kendisini başsavcılıktan Adalet Bakanlığı’na götürecek olan asıl soruşturmasını, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik kırım operasyonunu başlattı. İlk aşamada Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki 99 kişiyi kapsayan soruşturma zamanla genişledi ve ilk duruşmasında 402 sanık yargılandı. Soruşturma gizli tanık beyanları üzerine kurulmuştu. Mesleğe başladığı ilk andan beri Anayasal düzene karşı iktidarın yanında duran Gürlek, 19 Mart Darbesi’ne de öncülük ederek saraya bağlılığını bir kez daha kanıtlamıştı. 

Bütün bu hizmetlerinin bir sonucu olarak 11 Şubat 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı’na atandı. Saraya olan hizmetlerini hiç aksatmayan Gürlek, daha bakanlığının ilk gününden savunmaya ve muhalifleri bastırmaya yönelik projelerinden bahsederek kendilerinin yarattığı burjuva hukuka dahi savaş açacağını açıklamakta beis görmedi. Bundan sonra ne olur bilinmez, ancak kesin olan bir şey var ki Türkiye devrimcilerinin mücadeleyi büyütmekten, artık hiçbir meşruluğu kalmamış bu düzene karşı direnmekten başka yolu yok. 

Yazar