İstanbul Üniversitesi Yemekhane Zammını Öğrenciler Değerlendirdi

İstanbul Üniversitesi, 2026-27 dönemini yemekhane zammı ile açtı! 52,5 TL olan yemekhane ücreti %33’lük yeni bir zam ile 70 TL oldu. 

Üniversitemizde parasız, kaliteli öğün konuşulması gereken yerde, bizler yeni öğrenim yılımızı zam hakkında konuşarak açıyoruz. Hem de bu zamlar, tam da Türkiye’deki ekonomik sıkıntılar bu kadar biz gençlerin belini bükerken gerçekleşiyor. Üstüne üstlük üniversitemizde yapılan bu zam doğrudan midemize girecek yemeğe karşı yapılıyor.

Güncel ekonomik durumda, her şeyin hayat pahası olduğu bu dönemde 70 TL çok az bir para gibi gözükebilir. Ancak öğrencinin erişebildiği yemeklere bir bakalım.

Öğrenci yemeği dediğimiz tavuk döner öğrenci bütçesini çoktan aştı, bütçeyi aşmayanlar da ya gramajdan ya da kaliteden çalıyor. Aynı şekilde bir diğer öğrenci yemeği olan tavuk pilav da, ya fiyatlar önlenemez bir şekilde artıyor, ya da tavuk miktarının yerini pilavla kapatmaya çalışıyorlar.

Dışarıda hal böyle olunca, ‘’En azından bu kadar ucuza mideme bir sulu yemek, bir çorba, bir tatlı giriyor’’ diyen bizler, dışarıdaki fiyatlarla karşılaştırıp ucuz olduğunu düşünüp ses çıkarmaz iken farketmediğimiz şey önümüzden alınan öğünlerimiz oluyor.

Geçmiş ve güncel yemek ücretlerini karşılaştıralım: Bir öğrenci düşünelim, haftanın 4 günü okula gelmekte ve bu 4 gün toplam 6 öğün yemek yemekte. Geçmiş yemekhane ücreti olan 35 TL, 52,5 TL ve güncel ücretimiz olan 70 TL’yi baz alalım. Fiyatları küçükten büyüğe sıraladığımızda, toplam masraf 840 TL, 1260 TL, 1680 TL aylık yemekhane ücreti demektir.

Sadece iki zam sonra aylık yemekhane gideri 2 katına çıkmıştır. 

Peki ya önümüzden alınan öğünler?  Yemeklerin 35 TL’den 70 TL’ye çıkmasından sonra iki aylık yemek paramız bir aya gerilemiştir, yani bir aylık öğünümüz zamlar ile birlikte ellerimizden alındı.

O zaman sizlere soruyoruz: Ses çıkarmak için önümüzden daha kaç tabak almalarına razı geleceğiz?

Bilindiği gibi, üniversitemiz 17 milyar TL’yi aşkın ödeneği ile Türkiye’de birinci sıradadır. Fakat öğrenciler bunun ne kadarından faydalanabiliyor?

Kantinlerimiz, yemekhanelerimiz kar amacı güden özel kurumlar gibi çalışıyor. Okulumuz; şantiyeden, inşaattan, molozdan geçilmez hale geldi.Rektörlükte üst düzey makam sahipleri kendilerine özel arabalar alıyor.

Peki öğrenciler?

Okulumuzu, bizi temsil edecek; gençliğimizi üreteceğimiz, şekillendireceğimiz öğrenci kulüpleri ve toplulukları parasızlıktan etkinlik yapamıyorlar. Bırakalım parasız yemek hakkını, zamlarla birlikte önümüzdeki tabaktan da oluyoruz. 

Bir diğer sorunumuz öğün kalitesidir: İçine malzeme koymadıkları için yoğun olmayan çorbaları un atarak sadece görünüşte yoğunlaştırmaları ve almamız gereken besin değerlerinden uzak bir çorba, her gün ana yemek diye “…….. Kebabı” yazan menüde gerçekten tabağı aldığımızda içerisinde besin değeri olmayan bir ana öğün, yanına tatlı diye yandaş firmaların depolarında kalan Palm yağı, süt tozu, aroma vericiler ve daha adını bilmediğimiz içeriklerim karışımı…

Lif oranı yüksek, kaliteli yağlar barındıran, sıvı dengesine sahip olan, 100-150gr et bulunduran yemekler talep etmek şımarıklık değil hakkımızdır. 

Vegan arkadaşlarımız için: Dümdüz makarna haşlanıp, birkaç sebze haşlanıp, tatlı diye meyve konulan kalori ve makro besin değerinden yetersiz besinler yetmez.

O zaman ne yapmalıyız? Hakkımız olan parasız, kaliteli, sağlıklı öğünü almak için mücadele edeceğiz. Bildirilerimizle kendimizi tanıtacağız, kitlemizle sesimizi duyuracağız, dilekçelerimizle taleplerimizi ileteceğiz. Önce zammın geri çekilmesi için, sonra hakkımız olan diğer şeyler için sürdüreceğiz.

İrademizle sürdürdükçe başaracağız.


İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin yemekhane zamlarına karşı sürdürdüğü mücadele iradesi kazanımla sonuçlandı.

Yazar